Monthly Archives: Haziran 2009
Kurbağalama Yüzme
Kurbağalama yüzme tekniğinin zengin bir yarışma tarihi vardır, îlk çağlarda yanşmalarda yer alan ilk yüzme tarzıdır. Bir zamanlar yüzücülerin kurbalağama yarışlarında su altında yüzmeleri tehlikeli olduğu gerekçesi ile, kurallarla yasaklanmıştı.
Çünkü bir çok yüzücü suyun altında uzun süre kalmayı deneyerek baygınlık geçiriyordu. Kurallar 1950′lerin sonlarında yarışların büyük kısmının yüzeyde gerçekleşmesini sağlayacak şekilde değiştirildi.
Günümüzde yüzücüler sadece starttan ve her dönüş sonrasında bir çekiş ve bir ayak vuruşu dönemince suyun altında kalabilirler. Bu dönem sonrasında vücutlarının bir kısmı özellikle başları her vuruş döneminde suyun normal düzeyinin üzerinde görünmelidir.
Kurbağalama stilinde yüzücüler yan-dairesel kol çekişleri ve birçok adı olmasına rağmen çoğunlukla “kamçı”olarak adlandırılan ayak hareketlerini kullanırlar.
Kurbağalama, yüzme stillerinin en yavaş olanıdır. Yüzücüler, ayak vuruşu döneminde itici kuvvetin evrelerinde büyük bir güç meydana getirselerde,bacakları çekerken bu gücün büyük kısmını harcarlar. Bu da onların diğer stillere oranla ortalama hızlarını oldukça düşürür. İleri dönük hızda büyük devirsel değişimler kurbağalamayı diğer yüzme sitilleri içersinde en yavaş kılar.
Günümüze değin, birçok uzman kurbağalamanın düz vücut pozisyonunda yapılması gerektiğine inandı.1970′lerde vücudu yunus gibi dalgalandırılan kelebeğe benzer bir stil gündeme geldi. Bu stile “dolfin”ya da “Avrupa Stili” kurbağalama adı da verilir. Ancak en çok “dalgalı kurbağalama” olarak anılır. Bu tarzı yakalamak uzun çalışma ve zaman alacaktır.
Bununla beraber yüzücülerin, ayak vuruşu sırasında, başlarını kollarının arasından aşağı doğru indirmeleri sayesinde, vücutlarına aerodinamik bir görüntü verebilirler. Ayrıca bacaklar yerine gelirken baş tekrar yükselebilir.

Solunum Parametreleri
SOLUMUN PARAMETRELERİ
Temel görevi, kana oksijen vermek ve kandaki karbondioksiti almak olan solunum sistemi, ağızdan ve burun dan başlayarak akciğerde sonlanır Ağızdan ve burundan alınan hava “trakea” adı verilen ve havanın iletilmesini sağlayan boru yoluyla akciğerlere gelir Akciğerlere gelen ve akciğerlerin yapısında bulunan “alvoel”lere (hava kesecikleri) yerleşe havada % 14-15 oksijen ve % 49-69 oranında karbondioksit vardır.
Çevresi kılcal damarlarla sıkı bir şekilde çevrilmiş ola alveollerle kılcal damarlar arasında gaz alış verişi olur. Gaz değişimi difüzyonla meydana gelir.
Örneğin, vennler (toplar damar) içinde akciğerlere gelen karbondioksitten zengin kan, akciğer yapısındaki alveol keselerine geçerken burada bulunan oksijen de kana geçer , Eritrosit içinde dokulara gelen oksijen il bağlanmış hemoglobin molekülü, oksijenini aktif dokulara verir.
Bu alışveriş ise aşağıdaki şekilde belirtilmiştir Antrenmanlar sırasında organizmanın oksijen gereksinimi artar Bu artışa paralel olarak, bu gereksinimi karşılayacak dolaşım ve solunum sistemlerinin de bu duruma fizyolojik bir uyum göstermesi gerekir.
Dokuların oksijene olan gereksinimi arttıkça, solunum sisteminin organizmaya soktuğu oksijen miktarı ve bu oksijeni dokulara taşıyacak olan dolaşım sisteminin faaliyeti artar.
Sırtüstü Yüzme
Arkaya kol atarak yüzme tarzı denilir veya (sırtüstü yüzme), serbest yüzüş tarzının tam tersi bir yüzüşde denir halk dilinde . Zaman içinde yüzücüler birbirini takip eden, su üzerindeki tamamlayıcı kol hareketleriyle ve kurallara uyarak daha hızlı yüzeceklerini fark ettiler.
Bu yüzme tarzına elverişli olan ayak çırpma hareketlerinin uygulanmasına da başlandı, çünkü böylesi eski ayak vuruşundan daha hızlıydı.Su altı kol yüzüşü su yüzeyinin hemen altında ve yana doğru düz bir kolla yapılıyordu.
Bunun gibi hareketin tamamlanışı da alçak ve düz bir kolla yanlamasınaydı. Su altı kameralarının kullanımı yaygınlaşmaya başladıkça konunun uzmanları , antrenörler , hareket bilimi bilim adamları , o günün en başarılı sırtüstü yüzücülerinin S tipi çekiş hareketlerini kullandıklarını gördüler. Yüzücülerin kollan yüzerken önce bükülüyor, sonra açılıyordu.
Hareketin tamamlanışı ise yandan ziyade, dümdüz baş üzerinden yapılıyordu. Bu günkü sırtüstü yüzme, kuralların izin vermesiyle ve hızı arttırıcı yeniliklerle daha iyi bir duruma gelmiştir denebilir.
Çift ayak vuruşları diğer adıyla Dolfin ayak vuruşları Sırtüstü yüzmede çift ayak vuruşu yada dolfin ayak vuruşunu birçok yüzücü yüzmelerini hızlarını arttırıcı olarak kullandılar .
Bu teknik yüzücülere avantaj sağladığı gerekçesiyle , FİNA kuralları günümüzde bir yüzücünün depar ile birlikte siyin altında 15 m. dolfin ile gitmesine ve her dönüşte 15 m. dolfin ayak ile yüzmesine izin vermekte .
Yüzücü depar ve dönüşlerde kısa bir mesafe kaydıktan sonra suyun 80 cm. ve l m. derinlikte hareket etmesi suyun dışındaki ters akıntılardan vücut suyun altında olduğu için etkilenmemekte ve sürtünme azalmaktadır.
Bu nedenle yüzücülerin su altındaki dolfin hareketine dikkat etmeleri gerekir. Dolfin ayağa yatkın olan yüzücülere kurallar çerçevesinde bu tekniği kullanmaları önerilir.








